Serbest Bölge

Merhaba sevgili okurlarım; tekrardan karşınızda olmaktan büyük zevk duyuyorum. Umarım paylaşımlarımızla sizlere katkıda bulunabiliyorumdur 😊 Ekonomiye, ticarete, istihdama dair yazılar paylaştığımız, sürekli güncellediğimiz bilgilerle doldurduğumuz bloğumuzda bu hafta sizlere ülkemizdeki serbest bölgelerden bahsetmek istiyorum. Şimdiden iyi okumalar dilerim.

Uluslararası ticaretin giderek arttığı günümüz koşullarında gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde “serbest bölge” denilen alanlar kurulmuştur.  Peki nedir bu serbest bölge?

Serbest Bölge: Siyasi olarak ülke sınırları içinde olan ancak gümrük hattının dışında kabul edilen bölgelerdir. Genellikle uluslararası liman veya havaalanı yakınlarına kurulan, firmaların çeşitli ithalat ve ihracat kısıtlamalarına maruz kalmaksızın uluslararası pazarlara girme imkanı sağlar.

Her ülkede serbest bölge uygulaması aynı değildir. Ülkelerin değişen ekonomi ve ticaret politikaları ile bazı ülkelerce serbest bölge, gümrük hattı dışında sayılırken bazı ülkelerce ise özel teşviklerin sağlanması ile öne çıkar. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki serbest bölge ile aynı anlamda kullanılan birçok kelime vardır. Bunlardan bazıları şu şekildedir: Serbest bölge, serbest liman, gümrüksüz bölge, dış ticaret bölgesi, serbest ekonomik bölge, vergisiz bölge, yabancı yatırım bölgesi, ikiz fabrika…

SERBEST BÖLGELERİN KURULUŞ AMACI

  • İhracata yönelik yatırım ve üretimi teşvik etmek
  • Doğrudan yabancı yatırımları ve teknoloji girişini hızlandırmak
  • İşletmeleri ihracata yönlendirmek
  • Uluslararası ticareti geliştirmek
  • Ülkeye yabancı sermaye (döviz) girişini sağlamak
  • Bölgesel gelişmişlik farklarını giderme
  • Teknoloji transferi
  • İstihdam imkanı

SERBEST BÖLGELERİN TARİHSEL GELİŞİMİ

1. DÜNYADA SERBEST BÖLGENİN TARİHÇESİ

Dünyada ilk serbest bölgeler, büyük tüketim merkezlerine yakın ticaret yolları üzerine kurulan  serbest alan haline getirilmesiyle ortaya çıkmıştır. Daha sonralarında ise ülkelerin ekonomilerini geliştirmek amacıyla farklı isimlerle kurulmaya başlanmıştır. O zamanlarda serbest bölgelerin temel faaliyeti transit ticarettir ve ikametin serbest bulunduğu bir bölge olarak tanımlanır.

Yapılan araştırmalara göre İlkçağda, Akdeniz’in doğu ve güney kıyılarındaki Kartaca ve Sur şehrinde serbest şehirlerin ilk belirtilerinin ortaya çıktığı görülmektedir. Kartaca siyasal yönden önemli bir şehirdir ve o dönemin önemli bir transit merkezidir. Ortaçağda ise feodal yapının da etkisiyle ülkeler arası ticaret azalmıştır. Haçlı seferlerinin başlamasıyla ülkeler arası ticaret tekrardan başlamış ve ekonomiyi canlandırmışlardır.

İthal edilen malların gümrük vergisinden muaf olduğu dünyanın ilk serbest limanı 1547 yılında İtalya’da kurulmuştur. Bu limandaki faaliyetler ticaret ve malların depolanması şeklinde yürütülmüştür. Bu model daha sonra başka ülkelerce de benimsenmiş ve çok sayıda serbest liman ve serbest ticaret bölgesi kurulmuştur.

İkinci Dünya Savaşı öncesi kurulan Singapur ve Hong Kong serbest limanları daha sonrasında Panama, İrlanda, Tayvan, Güney Kore ve Shannon serbest bölgeleri tarihsel gelişimde büyük başarılara imza atmıştır.

Özellikle Shannon serbest bölgesinde dış ticaret fonksiyonu ilk kez endüstriyi kapsayacak şekilde gelişmiştir. Bu uygulama ile ihraç ürünleri işleme modeli oluşturulmuştur. 1960’lı yılların sonunda birçok gelişmekte olan ülkeler bu modeli kullanmışlardır. Tarih 1966’yı gösterdiğinde ise Tayvan bu modeli geliştirerek Kaohsiung’da  ihraç ürünleri işleme bölgesini kurmuştur. Bu bölenin amacı tamamıyla ihracata dönük üretimi bir araya getirmekmiş.  1978 yılında ise Çin, yabancı sermayeyi arttırmak adına özel ekonomik bölgeler çıkmıştır.

Günümüz dünyasında ise ABD Almanya, Arjantin, Brezilya, Bulgaristan, İngiltere, İspanya, Çin, Güney Kore, Endonezya, Macaristan, Romanya, Hindistan, Mısır, Ürdün ve İran gibi ülkelerin de aralarında bulunduğu toplam 95 ülkede 850’nin üzerinde serbest bölge faaliyet göstermektedir.

2. TÜRKİYE’DE SERBEST BÖLGENİN TARİHÇESİ

Ülkemizdeki serbest bölge çalışmaları 1930’larda başlamıştır. Fakat farklı sebeplerden dolayı uygulama alanı bulamayan sektörler 1980 yılında alınan ekonomik kararlarla uygulanmaya başlamıştır. Bu sebepten ülkemizde serbest bölgelerin tarihçesi 1980 öncesi ve sonrası olmak üzere iki başlık altında incelenir.

a. 1980 ÖNCESİ SERBEST BÖLGE UYGULAMALARI

Serbest bölgenin tarihi Osmanlı Devleti zamanına dayanmaktadır. Bazı araştırmalar 1870 yılında Osmanlıya ait olan (Tuna Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü yerde bulunan) Sulina Limanı’nın serbest bölge olarak kullanıldığını göstermektedir (https://www.dailymotion.com/video/x2u7dkf).  Osmanlı gümrük vergileri sisteminde 1850 yılında yapılan değişikliklere rağmen aksaklıklar önlenememiş ve hatta vergiden daha pahalıya mal olmuştur. Serbest bölge kurulma fikri Beyoğlu tüccarları tarafından dile getirilmiştir fakat bu isteklere olumlu bakılmamıştır. Çünkü o zamanlarda gümrük gelirlerinin bir kısmı Duyun-u Umumiye’ye (Osmanlıdaki iç ve dış borçları denetleyen kurum) bırakılıyormuş ve serbest bölgenin açılması demekte Duyun-u Umumiye’nin gelir kaybına uğraması demekmiş. Tarih 1923-1929 yıllarına geldiğinde Türkiye Cumhuriyeti serbest bölge kurmaya yönelik yoğun çalışmalar başlatmıştır. Cumhuriyet döneminde serbest bölgelerle ilgili olarak yürürlüğe giren ilk yasa 1927 senesinde çıkarılan 1132 sayılı “Serbest Mıntıka Kanunu’ dur”. Bu yasa çerçevesinde Türkiye ile Ford Motor şirketi arasında sözleşme imzalanmıştır. Bu uygulama ile Ford Motor Şirketi Tophane Rıhtımında otomobil montaj fabrikası kurmuş ve anlaşma gereğince bu serbest mıntıkayı deniz yollarına ait Tophane’de bir bölgede kısa bir süre içinde tamamlayarak 1930 yılı içinde faaliyete geçirmiştir. Mısır, Sudan, Yunanistan, Rodos, Kıbrıs, Habeşistan, Arabistan, Irak, İran, Fransız Somali, Umman, Suriye, Bulgaristan ve Afganistan’a yollanacak Ford mamulleri İstanbul’ da monte edilmiştir. Fakat Dünya buhranının yaygınlaşması, Ford şirketinin araç montesiyle ilgili planlarını geçersiz kılmıştır. 1930 yılının ikinci yarısında üretimi arttırmak değil, düşürmek ve dolayısıyla işçi çıkarmak zorunda kalmışlardır. Böylece Türkiye’nin bu ilk serbest bölge uygulama deneyimi dış nedenlerle de olsa kısa süreli olmuş ve başarısız olarak kapanmıştır. 1946 senesinde “Şark Halı ve Kilimleriyle Benzeri ve Hayvan Postları İçin Kurulacak Serbest Yer” hakkındaki kanun yürürlüğe konulmuştur. Bu kanunun amacı o yıllarda Türkiye üzerinden yapılan şark halı ve kilimleriyle kürk eşyanın akışını kolaylaştırarak bundan gelir elde etmektir. 1953 yılında da Serbest Bölge Kanunu çıkarılmıştır. Kanunun yürürlüğe girmesi, ilgili tüzüğün çıkmasına bırakılmış ve tüzükte üç yıllık bir gecikme yaşanmış. 1956 yılında, “Serbest Bölge Nizamnamesi” başlığı altında yayınlanmıştır. Yapılan düzenlemeler ardından İskenderun ve Tuzla’da başarısızlıkla sonuçlanan uygulamalar yaşanmıştır.

b. 1980 SONRASI SERBEST BÖLGE UYGULAMALARI

24 Ocak ekonomik kararlarının alınmasıyla ekonomide ihracata yönelik kalkınma stratejisi modeli uygulanmaya başlanmıştır. Serbest Bölgeler Kanunu’nun 1985 yılında yürürlüğe girmesiyle ülkemizde serbest bölge kurma çalışmaları hız kazanmış. 1987 yılında Mersin ve Antalya serbest bölgeleri faaliyetlerine başlamıştır. 1990’da Ege ve İstanbul Atatürk Havalimanı, 1992’de Yumurtalık ve Trabzon, 1994’te İstanbul Deri ve Endüstri, 1995’te Doğu Anadolu ve Mardin, 1997’de İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, 1998’de İstanbul, Trakya, Rize, Kayseri, Menemen, Avrupa ve Gaziantep Serbest Bölgeleri faaliyetlerine başlamıştır. Ülkemizdeki serbest bölge uygulaması ekonomi ve dış ticaret politikası uygulamasıdır. Bu nedenle, serbest bölgelerle ilgili yasal düzenlemeler dış ticaretten sorumlu devlet bakanına bağlanmıştır.

TÜRKİYE’DE SERBEST BÖLGE MODELLERİ

Serbest bölgelerin işletilmesi konusunda üç farklı model ortaya çıkmıştır. Bunlar:

Birinci Model: Devletin serbest bölgelerin kurulmasına öncülük ettiği, kamuya ait araziler üzerinde altyapı giderlerinin de devlet kanalıyla karşılandığı model olarak bilinmektedir.

İkinci Model: Kamunun altyapı harcamaları için gerekli kaynakların kısıtlı olması sebebiyle kamu arazileri üzerinde özel sektör tarafından yap-işlet-devret modeli şeklinde kurulan serbest bölgelerdir.

Üçüncü Model: Serbest bölgeler için genel bütçeden ayrılan yatırım ödeneklerinin yetersizliği, kamulaştırma bedellerinin yüksekliği ve özel sektörden gelen yoğun talepler karşısında, İrlanda’da Shannon, Çin’de Shenzen ve ABD’deki birçok başarılı özel serbest bölge uygulamaları da göz önüne alınarak, mülkiyeti özel sektöre ait araziler üzerinde, alt ve üst yapı giderleri yine özel sektörce karşılanmak üzere, uygun görülen yerlerde serbest bölgeler kurulmasına başlanmıştır.

SERBEST BÖLGELERİN FİRMALARA SAĞLADIĞI AVANTAJLAR

  • Ülkeye yabancı sermaye ve teknolojilerin getirilmesine uygun zemin yaratılması
  • Sanayicinin ihtiyaç duyduğu hammadde ve ara malların kolaylıkla, istenilen miktarda ve zaman kaybı olmadan temin edilebilmesi
  • Düşük maliyetli mal üretimi ve ihracı
  • Yeni istihdam olanaklarının yaratılması
  • Serbest bölgelerde modern altyapı, haberleşme ve ulaşım imkanları hazır durumdadır.

SERBEST BÖLGELERİN ÜLKE EKONOMİSİNE OLUMSUZ ETKİLERİ VE DEZAVANTAJLAR

  • Yüksek maliyetli alt yapı yatırımları sebebiyle bazı serbest bölgelerin kendini amorti edememesi.
  • Başlangıçta maliyet hasılat analizinin iyi yapılamaması.
  • Bazı firmaların daha çok miktarda ucuz dış girdi kullanma arayışı ithalatı arttırıcı bir baskı oluşturur.
  • Yabancı sermayeli firmaların karlarının bir kısmını transfer fiyatlandırması yoluyla kendi ülkelerine aktarabilmeleri.
  • Çevre kirliliğine sebep olmaları.
  • Yasa dışı faaliyetlere uygun ortam sağlayabilmeleri.
  • Özellikle gelişmekte olan serbest bölgelerdeki çalışma saatlerinin uzunluğu
  • Serbest bölgelerde sendikal çalışmaların yasaklanması veya kısıtlanması
Bir literatür çalışmamızın daha sonuna geldik. Destekleriniz ve ilginiz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, hoşçakalın…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*