Lojistikte Dış Kaynak Kullanımı Nedir? (Outsourcing)

Merhaba arkadaşlar bu ay ki yazımda size önemli olan konulardan biri olan lojistikte dış kaynak kullanımından bahsedeceğim. Bu dış kaynak kullanımının avantajları, dezavantajları üzerinde duracağız. Hazırsanız başlayalım.

Dış kaynak kullanımı nedir sizce? Hemen hızlıca aklınıza gelen ilk cümleyi söyleyin mesela. Ben bu tanımı ‘’işi ehline vermek’’ olarak tanımlıyorum. Aslında isminden de anlaşıldığı gibi kabaca şirket kendi işiyle ilgilenmek için uzmanı olmadığı konularda dışarıdan (o işin uzmanı olan işletmelerden) yardım almasıdır. Ama tabiki yazıyı lojistikbilimi.com’da okuduğunuz için bu tanım bize yetmez. Şimdi tanımını genel ve lojistikte olmak üzere ayıracağız. Ayrıntılı tanımını yapacak olursak;

DIŞ KAYNAK KULLANIMI: İşletmeler, kendi sahip oldukları yetenek ve becerileri esas alan işlerin dışında öz yeteneklerin kullanılmadığı işlerin işletme dışından kendi alanında uzmanlaşmış başka işletmelerden alınmasına “outsourcing” veya “dış kaynak kullanımı” denir, diyebiliriz. İşletme, “yapmak” yerine “alma” yı tercih edecek duruma geldiğinde dış kaynaklardan yararlanma süreci başlamış olur. Lojistiğe indirgersek nedir peki bu?

LOJİSTİKTE DIŞ KAYNAK KULLANIMI:  Tedarik zinciri içindeki temel lojistik faaliyetlerden bir kaçının (ardışık olarak en az 3 farklı faaliyet, depolama, taşıma, gümrükleme gibi) alanında uzman firmalarca bir protokol kapsamında üstlenilmesidir. Lojistik faaliyetleri üstlenen firmalar buradaki tüm süreçlerden sorumlu olmaktadır. Şimdi biraz daha detaya girecek olursak; İşletmeler ürettikleri ürünlerin satışı ve depolanması gibi süreçlerde ya kendi olanaklarını kullanırlar veya lojistik şirketlerinden, ihtiyaç duydukları bu hizmetleri satın alarak işlerini yürütürler. Eski yönetim anlayışında şirketler ürettikleri ürünlerin dağıtımını, depolanmasını, stok kontrolünü ve diğer benzeri süreçleri kendileri yönetirken, çağımızda bu durum değişmiş ve firmalar lojistik süreçlerin bir veya birden çok aşamasında dış kaynak kullanımı yoluna giderek bu hizmetleri farklı şirketlerden satın almaktalar. Yani, Firmaların dış kaynak kullanımına gitmeden; dağıtım, depolama, elleçleme, gümrükleme, stok kontrol gibi faaliyetleri şirket içerisinde oluşturdukları birimler tarafından karşıladığı durumlarda saymış olduğum her faaliyet şirketlere ek bir maliyet yüklemektedir. Asıl üretilmek istenilen ürünün kalitesinin düşmesi de karşılaşılan en kötü durumlardan birisidir. Asıl işi üretim olan bir işletme her bir lojistik faaliyette uzmanlaşmaya kalkıştığında kendi işine olan konsantrasyonu bozulacak ve lojistik maliyetlerin artış göstermesi da karlılığı azaltacaktır. İşte şirketlerin bu ve benzeri durumlarla karşı karşıya kalmamak için Lojistik süreçlerden en az biri olmak kaydıyla, yeri geldiğinde bir kaçını veya tamamını lojistik şirketlerinden satın alınmasına Dış Kaynak Kullanımı denir. (emreipekci.com) 

PL, 2PL, 3PL VE 4PL NEDİR?

1. PARTİ LOJİSTİK (PL): Lojistik hizmet alan taraftır. Üretici, perakendeci ya da gönderici kendi imkânları ile yaptığı lojistik faaliyetleridir. Kendi tır filosu ile kendi dağıtımını yapan ya da kendi deposunda kendi personelini ya da taşeron kullanarak depolama yapan firma 1. Parti lojistik yapmaktadır.

2. PARTİ LOJİSTİK (2PL): Varlık bazlı, yatırım bazlı dediğimiz, tır filosu, depo yerleri, antrepolar kendi varlıkları olan ve bu varlıkları ile geleneksel taşımacılık, depoculuk hizmetleri veren firmalardır. Bu firmalar 1. Parti firmalar ile iş yaparlar.

3. PARTİ LOJİSTİK (3PL): Bir şirketin malzeme yönetiminin veya ürün dağıtımının kısmen veya bütünüyle başka bir şirkete verilmesidir. Bu aracı firmalar, kendi yatırımlarına sahip firmalar olduğu gibi, organizasyonlarında birden fazla 2pl firmalarını kullanan firmalar da olabilir. Örneğin üretici bir firma, kendi deposunun stok envanter ve verilen siparişlere göre sevkiyat planlaması yönetimini 3pl bir firmaya verebilir, 3pl firması verilen işleri yapmak için gerekli olan personel, envanter, bilgi sistemleri altyapısını kendisi yönetecektir.

4. PARTİ LOJİSTİK (4PL): Dördüncü parti lojistik kavramı, üçüncü parti lojistik şirketlerinin yetersiz kalması sebebi ile 1990’lardan sonra lojistik alanında görülmeye başlandı. Genelde taşıma ve depolama gibi belli alanlarda yoğunlaşan üçüncü parti lojistikçilerin, işletme ve kurumların karmaşık lojistik ihtiyaçlarına cevap veremez oldu. Bu açığı kapamak amacıyla 4PL, karmaşık lojistik zincirinin çözümleri üzerine uzmanlık düzeyinde hizmet sunar. 4PL hizmet sağlayıcıları, kamyonlar veya depolar gibi herhangi bir fiziksel varlığa sahip değildir. Bunun yerine, farklı ortakların kaynaklarını harekete geçirerek ve bilgi akışı üstünde tam denetimi sürdürerek, müşterilerinin taleplerine uygun ve ayrıntılı çözümler sunmaktadır.

Özet olarak 3PL firmalarının genellikle taşıma depolama gibi belirli alanlara odaklanması sonucu karmaşık ve komplike lojistik sistemlerine yeterli cevabı gerekli şekilde verememesi üzerine 4PL firmaları ortaya çıkmıştır.

***DİPNOT***

5PL, 6PL ve ÖTESİ: Anlaşılan o ki, zaman geçtikçe ülkemizde ve dünyamızda lojistik faaliyetleri daha fazla önem kazanmakta, kârlılık ve optimizasyonda daha da önemli yer kaplamaya başlamaktadır. Hal böyle olunca şu an kaynaklarda yavaş yavaş sözü edilmeye başlanan 5PL (odağında bilgi teknolojileri olan, lojistikle ilgili hizmetler) ve 6PL (üretim ve pazarlama alanlarında faaliyetler) kavramlarının ilerde daha da sık anılacağı ve konuşulacağı kesin.

AVANTAJLARI

1. ANA İŞE ODAKLANMAK: İşletmeler esas işlerine odaklanmaya fırsat buldukları için değişen piyasa koşullarına çok çabuk adapte olurlar. Bu yöntem sayesinde işletmeler  zamanı, bilgiyi, personeli ve diğer bütün kaynakları kendi ana faaliyetlerinde kullanarak gereksiz iş yükünden kurtulur.

2. MALİYETLERİN DÜŞMESİ: Birçok firmadan gelen siparişleri yönetmek kolay değildir. Bir de bu siparişlere  nakliye, gümrükleme, malzeme taşıma gibi çetrefilli konular eklendiğinde işin içinden çıkılmaz bir hal alır. Dış kaynak kullanımı, şirketlere ortalama %20 ile %40 oranında maliyet avantajı sağlar.

General Motors (GM), tüm dünyadaki bin 200 tedarikçisine, günde 3 bin 500 araçla, 90 bin ton malzeme göndermekteydi. Bu hizmetlerini dış kaynak kullanımı ile sağlamaya karar verince, Vector SCM şirketiyle anlaşma yapmış ve bu anlaşma ile GM, “sipariş çevrim” zamanını 60 günden 13 güne indirmeyi başarmıştır.

3. MALİYETLERİN ÖNCEDEN BİLİNMESİ: Şirketler maliyetlerini önceden bildiğinde başarılı olurlar. Dış kaynak hizmeti sunan firmalar ise alanlarında uzmanlaştıkları için karşılaşacakları tüm giderleri daha kolay belirler ve hizmeti alan firmaya net bir rakam vererek ileride kötü bir sürprizle karşılaşmasını engeller.

4. BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİNİN DOĞRU KULLANILMASI: Firmalar süreçlerini etkin biçimde kontrol edememe, tedarik sürelerinin uzaması ya da aksaması, sistem içindeki stokların artması, entegrasyonun sağlanamaması gibi sorunlar yaşarlar. Ancak bunları sorumluluğuna alan bir dış kaynak hizmeti veren firmayla anlaşıldığında tüm bunlar o firmanın sorumluluğunda olduğu için başaramadıkları takdirde önemli yaptırımlarla karşı karşıya kalabilirler.

5. HİZMET STANDARTLARI: Dış kaynak hizmeti sunan kurumlarla yapılan sözleşmelerde verilecek hizmetin asgari ve azami limitleri net olarak ifade edildiğinden dış kaynak kullanan şirketler alacakları hizmetin seviyesi ile sıkıntı yaşamayacakları güvencesi içindedirler.

Çağımızda gittikçe artan ve doğru bir şekilde yapıldığında maliyetleri belirgin ölçüde düşürüp, karlılığı arttıran dış kaynak kullanımında şirketler açısından değerlendirilmesi gerekli olan en önemli nokta beraber çalışılacak olan tedarikçi veya tedarikçilerin ne şekilde seçileceği ve onların nitelikleridir. Maliyetleri düşürmeye çalışırken daha da fazla kar elde edebilmek için çok da ucuza yapılan anlaşmalar, yeterli kapasitesi olmayan firmalar ile kurulmuş olan ortaklıklar iş yerleri kâra geçirmek yerine aksine zarara da sokabilir. Bu sebeple iş yerleri çalışacakları lojistik partnerlerini seçerken bir hayli titiz davranmalı, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek nitelikteki tedarikçilerle çalışmalıdır. Taraflar arasında yapılan anlaşmalar her iki tarafı da mağdur etmeyecek şekilde düzenlenmelidir. Firmalar birbirleriyle rekabet halindeyken arka planda verilen lojistik hizmetin kusursuzluğuna sırtını dayayan ve bu hizmeti doğru bir biçimde veren firmalar gelecekte varlıklarını devam ettirebilecekler. (emreipekci.com)

Instagram Hesabımızı da takip edebilirsiniz!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*