Türk Hukukunda Deniz Yolu İle Eşya Taşımalarında Taşıyanın Sorumluluğu

Taşıma çeşitlerinin en eski türlerinden biri olan deniz yolu taşımacılığı; insanlığın ilk zamanlarından beri deniz üzerinde tercih edilen taşımacılık türü olmuştur. Yelkenin icat edilip geliştirilmesi ile deniz ticaretinde büyük çaplı taşımalar yapılmış, Dünya ticaretinin yüzde 90’ından fazlasına hizmet veren deniz yolu taşımacılığı büyük ölçekli yüklerin güvenli, temiz ve ekonomik açıdan daha az maliyetle taşınmasında tercih edilen taşımacılık türü olmuştur. Zaman içerisinde gemi inşa teknikleri gelişmiş, denizlerin ve meteorolojik şartların zorluklarına tahammül derecesi yüksek olan gemiler yapılmaya başlanmıştır. Buhar makinesinin gemilere uygulanması ile gemilerin hacmi iyice büyümüş; gemi inşasında metal kullanımı ile de sağlamlıkları artmıştır.

KONTEYNER GEMİSİ

Denizlerde gemi işletmesinin oldukça büyük miktarlarda sermaye gerektirmesi; deniz taşımalarının çoğu kez uluslararası nitelik arz etmesi, taşıma sürecinde sık sık olağanüstü tehlikelerle karşılaşması gibi sebepler deniz taşımalarını düzenleyen hukuk kurallarını da etkilemiştir.

Deniz taşımacılığına ilişkin kurallar çoğu kez devletlerin müdahalesi olmadan ticari hayatın işleyişi içerisinde gelişmiştir.

Uluslararası alanda deniz yolu ile eşya taşımacılığını kurallara bağlamaya çalışan ilk anlaşma, 1924 tarihli kısaca “Lahey Kuralları” olarak anılan Konşimentoya Müteallik Bazı Kaidelerin Tevhidi Hakkındaki Milletlerarası Konvansiyondur. (International Convention for the Unification of Certain Rules of Law Relating to Bills of Lading)

Türkiye dahil olmak üzere birçok devlet bu konvansiyonu imzalamıştır. Uluslararası alandaki bu ilgiye paralel olarak pek çok devlet Lahey Kurallarını iç hukuklarına da kısmen ya da tamamen aktarmışlardır.

Zaman içerisinde Lahey Kurallarının yetersiz kaldığı görülmüş, 1968 yılında Brüksel de toplanan bir konferansta Lahey Kurallarında değişiklik yapan bir protokol kabul edilmiştir. ‘’Visby Kuralları‘’ olarak bilinen bu protokol, uluslararası alanda yeterli ilgiyi görmemiştir. 1978 yılında Hamburg da toplanan bir konferansta, kısaca, “Hamburg Kuralları” olarak anılan “Birleşmiş Milletler Dışında Yük Taşıma Konvansiyonu” (The United Nations Convention on the Carriage of Goods by Sea) kabul edilmiştir. Antlaşma, 01.11.1992 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Uluslararası alanda Hamburg Kurallarına yeterli ilgi gösterildiğini söylemek mümkün değildir. Türkiye dahil olmak üzere deniz taşımacılığından söz sahibi devletler reform niteliğinde düzenlemeler ihtiva etmesine rağmen Hamburg Kurallarını onaylamakta istekli davranmamışlardır.

1980 yılında imza açılan, birden çok taşıma türüne ait araçla yapılan taşımaları düzenlemeyi amaçlayan Uluslararası Karma Taşımalar Konvansiyonu’da (International Multimodal Transportation Convention) yeterli ilgi görmediği için yürürlüğe girememiştir. 

2009 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilen, geniş katılım sağlaması umulan ve kısaca “Rotterdam Kuralları-Rotterdam Rules” olarak anılan bu Konvansiyonun yürürlüğe girmesi için şart koşulan en az yirmi (20) devlet tarafından imzalanarak tasdikinin yapılması gereklidir.

Ancak 2013 yılı itibariyle sözleşmeye 20 katılım sağlanamadığı için henüz yürürlüğe girememiştir.

TAŞIMA SORUMLULUĞU

Uluslararası deniz yolu ile bir limandan diğerine eşya taşımayı taahhüt eden taşıyıcı Hamburg Kurallarına uygun hareket etmek durumundadır. Taşıyan; bu sözleşme ile sadece taşımayı değil, aynı zamanda taşımak için teslim aldığı eşyayı iyi hâlde muhafaza ve varma limanında teslim etmeyi de taahhüt etmektedir. Taşıyan, eşyanın ziyan veya hasara uğraması veya gecikme ile teslim edilmesinden ileri gelen zararlardan, ziyan, hasar ya da teslimde gecikmeye sebep olan olaydan, eşya onun muhafazası altında bulunduğu sürede meydana gelmesi şartı ile sorumludur.

Taşıyanın bu sorumluluktan kurtulabilmesi için zarara sebep olan olay ve sonuçları önlemek üzere alınması gereken tedbirlerin kendisi tarafından ya da görevlileri tarafından alındığını ispatlaması gerekir. Taşıyanın sorumlu tutulabilmesi için zararın, eşyanın hasara uğraması ya da gecikme ile teslim edilmesinden kaynaklanması gerekmektedir.

  • Zayi
  • Hasar
  • Gecikme İle Teslim
BATAN GEMİ

ZAYİ 

Zayi denilince yok olma, kaybolma gibi anlamlar ifade edilir. Taşıma hukuku bakımından ise eşyanın hak sahibine (alıcısına) kısmen ya da tamamen teslim edilmemesi, teslim edilecek eşyanın taşınmak için alınan eşyadan özellikleri bakımından farklılaşmış olması, sayısal olarak eksilmiş, ortadan kalkmış olması zayi durumunu ortaya çıkarmaktadır. Eşyanın ya da yükün zayiliğinden söz ederken eşyanın kendine has niteliğinin ortadan tamamen kalkmışlığını veya teslime elverişsizliği ile sayısal olarak eksilmişliği ifade edilir.

  • Eşyanın tamamen yanıp yok olduğu,
  • Kaybolduğu,
  • Çalındığı,
  • Yetkili makamlarca el konulması,
  • Yükü teslim alacak gönderilenden başka birine teslim edilmiş olması ve geri alınmasının mümkün olmadığı durumlarda zayi vardır.

Taşıyanın geçici bir süre yükü teslim etme durumunda olmaması zayi sonucunu ortaya çıkarmaz. Ancak bu geçici sürenin 60 (altmış) günü geçmemesi gerekir. Bu süre dolduğu takdirde taşıyan malı teslim etme imkânına sahip olsa bile teslim alacak şahıs ya da firma malı teslim almaktan vazgeçme hakkına sahiptir.

HASARLANAN GEMİ

HASAR

Hasar, eşyanın niteliği ile ilgili bir kavramdır. Taşınmak üzere alınan eşyanın değerinin azalması sonucunda eşyada meydana gelen her türlü maddi kötüleşme ve değer düşüklüğünü ifade eder.

TAŞIYANIN SORUMLULUKTAN KURTULACAĞI DURUMLAR

Lahey ve Visby Kuralları, taşıyanın hangi sebeplerden dolayı sorumluluktan kurtulacağını belirtmiştir. Uluslararası kurallardan sayılan sebepler şunlardır;

  • Yolculuk sırasında veya geminin idaresinde taşıyıcının adamları ve yardımcılarının hareket, ihmal veya hataları, (Başlangıçta gemiyi sefere elverişli hâle getirmekle yükümlü olan taşıyan, daha sonraki geminin sevk ve idaresine ilişkin yardımcı ve adamlarının kusurundan sorumlu değildir)
  • Taşıyanın hata ve ihmalinden ileri gelmeyen yangın, (yardımcıların veya adamların sebep olduğu dâhil)
  • Denizde veya gemi işletmesine elverişli sularda oluşan tehlike ve kazalar, (Özellikle denizde korsanlık faaliyeti, gasp ve cebir ile eşyaya müdahale edilmesi hâlleridir)
  • Arıza ve doğal afetler (fırtına, kötü deniz ve hava koşulları, dalgalar, siste yatma, gemiye deniz suyu, girmesi, kaya ve kum tepeciklerine çarpma, karaya oturma,
  • Savaş hâli,
  • Terör gibi kamusal güce karşı yapılan faaliyetler,
  • Halk hareketi ve yetkili organlarca cebir veya el koyma,
  • Karantina tehditleri,
  • Gönderen veya mal sahibinin kusurundan kaynaklı hareket ve ihmaller,
  • İşlerin grev, lokavt, tasfiye gibi sebeplerden dolayı kısmen ya da tamamen durması,
  • Karışıklık ve isyan durumları,
  • Denizde can ve mal kurtarma ve buna ilişkin yapılan faaliyetler,
  • Yükün doğası gereği hacim veya ağırlığın fire vermesi,
  • Ambalajlama, markalama veya işaret eksikliği ya da yanlışlığı,
  • İspatı taşıyıcıya ait olmak üzere taşıyıcının, acente ve adamlarının ihmal ve kusurlarından ileri gelmeyen her türlü sebep.

Bunlarla birlikte taşıyan, can ve mal kurtarma amaçlı ya da makul olan rota değişikliklerinden meydana gelebilecek hasar ve zayiden hiçbir şekilde sorumlu olmayacaktır.

ULUSAL HUKUKTA DURUM NEDİR?

Taşıyanın sorumluluğunun şartları ulusal hukuk olan Borçlar Kanunu’nda ve Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. Borçlar hukuku alanında yer alan BK. Md. 100 gereği, borçlunun (taşıyıcının), yardımcılarının alacaklıya verdiği her türlü zarardan değil ancak kendisi için borcun yerine getirilmesi ihlalini taşıyan fiil sonucu alacaklının uğradığı zarardan sorumlu olduğu kabul edilmektedir.

Türk Ticaret Kanunu’nda ise taşıyanın kendi adamları ve gemi adamlarının kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu belirtilmiş ve kusurlu fiilin işlerin yerine getirilmesi (icra) esnasında işlenmiş olması koşulu aranmamıştır. Taşıyanın sorumlu tutulabilmesi için meydana gelen zararın, işlerin veya   görevlerin yerine getirilmesi esnasında meydana gelmiş olması şart değildir.

EŞYANIN TESLİM ALINMASI VE DİĞER İŞLEMLER

Yapılan sözleşme gereği deniz yolu ile taşınacak eşya ya müşterinin deposundan ya da işletmesinden veyahut limanda teslim alınarak gemiye yüklenir. Taşıyıcı, eşya ile ilgili irsaliyeyi kontrol ederek imzalar, eşya ile ilgili tüm belgeleri ve eşyayı teslim alır.

EŞYA İLE İLGİLİ BELGELERİN TESLİM ALINMASI

Deniz yolu ile taşıma sözleşmesinde yükü taşıtan, yükün teslim edilmesi gereken süre içinde yükün taşınması için gerekli belgelerin hepsini eksiksiz kaptana, gemi kaptanı karada yükü kabul hâlinde ise yükü kabul edene vermeye mecburdur. (TTK Md.1049)

İlgili belgeler hiç verilmezse kaptan, yükü tekrar boşaltabilir ve o zamana kadar tahakkuk etmiş olan alacaklarını talep edebilir. Belgelerdeki tüm yolsuzluklardan ve özellikle yanlış beyanları içermesinden meydana gelen zararlardan yükü taşıtan veya yükleten, yükü taşıyana ve diğer yükle ilgili kimselere karşı sorumludur. Taşıma işlerini yapacak olan firma, müşterinin teklif etmiş olduğu taşıma işini kabul etme sürecinde, kendisine gerekli olacak bütün belgeleri kontrol etmelidir. Taşıma sürecinde müşteri talepleri öğrenilerek taşıma planı yapılmalıdır.

EŞYANIN TESLİM ALINMASI

  • Deniz yolu ile taşımacılığın hazırlık safhasında taşıtana (gönderene) düşen birinci görev eşyayı usulüne uygun taşıyana teslim etmektir. Teslim yeri sözleşmede belirtildiği gibi taşıtanın iş yeri veya deposu olabilir. Taşıyan, kararlaştırılan eşya tamamen teslim edilmemiş olsa bile taşıtanın isteği üzerine yola çıkmakla yükümlüdür (TTK Md. 1039). Bu durumda taşıtan, taşıma ücretini (navlun) tam olarak ödemek zorundadır.

Yükün kısmen teslimine rağmen geminin yola çıkması durumunda taşıtan sözleşmeden vazgeçmiş sayılmaz. Bu nedenle taşıtan, geminin kendisine ayrılan kısmından istifade etme hakkına sahiptir. Bundan dolayı taşıyan, taşıtanın rızası olmadan gemide yükten dolayı boş kalan yere başka mal yükleyemez,

Aksi durumda taşıyan bu suretle elde etmiş olduğu ücreti, alacağı taşıma ücretinden mahsup etmek zorunda kalacağı gibi taşıtanın bundan doğabilecek zararlarını da tazmin etmekle yükümlüdür. Taşıtan (gönderen) bekleme süresi sonuna kadar eğer eşyayı ya da yükü teslim etmezse taşıyan bundan dolayı sözleşmeden doğan taahhütlerine bağlı kalmaz. Gemiyi başka taşıma işleri için kullanabilir. Ayrıca bekleme süresinin dolmasından önce tahakkuk etmiş alacaklarını ve özellikle sürastarya ücreti talep edebilir (TTK Md.1044).

Taşıyan (TTK Md.1033 uyarınca ihbar kaydiyle) bekleme süresinden fazla beklemeye ve belirtilen süreden daha geç getirilen yükü kabul etmeye mecbur değildir. Aynı koşullar altında getirilen yükü kabul ederse sürastarya ücretine hak kazanır.

Yük kaptanın daveti üzerine, derhal veya ilan edilmiş olan yük kabul süresi içinde herhangi bir kusur bulunmaksızın teslim edilmezse taşıyan yükü almadan sefere çıkabilir. Bu takdirde, şayet yükün söz konusu gemi ile taşınması kesin olarak kararlaştırılmışsa taşıtan (gönderen) taşıma ücretini (navlunu) tam öder. Ancak taşıyanın teslim edilmemiş mal yerine, yüklediği eşyanın taşıma ücreti indirilir. İndirim gerektiğini taşıtan ispat etmekle yükümlüdür.

Taşıyanın taşıma ücreti (navlun) isteme hakkını koruyabilmesi için sefere çıkmadan önce bu durumu (yani taşıma ücreti isteyeceğini) taşıtana (gönderene) bildirmesi şarttır. Yapacağı bu ihbar herhangi bir şekle tabi değildir. Yazılı olabileceği gibi telefon vb. araçlarla sözlü olarak da yapılabilir.

DENİZ YOLU TAŞIMACILIĞI BELGELERİ NELERDİR?

Taşıma belgeleri; deniz, kara, hava ve demir yolu ile yapılan taşıma şekline göre değişiklik gösteren belgelerdir. Malların ihracatçıdan alınıp ülkesindeki herhangi bir ithalatçıya teslimini taahhüt eden, bunun yanında da taşıtan ile taşıyan arasında düzenlenen bir sözleşme olan taşıma belgesi, teslim alınan malların bir teslim makbuzudur.

Tedarik zinciri ve tedarik zinciri yönetiminin bir parçası olan lojistik faaliyetlerin planlanması, organize edilmesi, uygulanması ve kontrolü gibi işlemler gerçekleştirilirken yapılan işlemlerin kayıt altına alınması, operasyonel süreçlerin başlatılması gibi birçok proses aşamasında iş emirleri, belgeler, talimatlar ve bildiler kullanılır. Gerek kanuni zorunluluklar gerekse ticari teamüller gereği düzenlenen belgeler neticesinde tüm süreç ilerlemektedir. Unutulamamalıdır ki tüm operasyonel süreçler ‘Söz Uçar, Yazı Kalır’ bilinci ile işletilmedir.

Belgeler, güvence yaratır, taraflara sorumluluk yükler ve işin verimli akmasını sağlar.  Belgeler, bir şeyin (anlaşmanın) ispatıdır, delilidir. Delil silsilesi de sistemin belli kurallar ve mevzuat çerçevesinde işlediğini gösterir. Tüm bunlar belgelerin önemini göstermiş olur.

  • A.TR Dolaşım Belgesi
  • Menşei Şahadetnamesi
  • EUR Dolaşım Sertifikası
  • Sağlık ve Veteriner Sertifikası
  • Deniz Konşimentosu
  • İhracat Yapacaklar İçin Konsolosluk Faturası

DENİZ- OKYANUS KONŞİMENTOSU

Konşimento, bir kıymetli evraktır. Hukuki bir terim olan “kıymetli evrak” başlığı altında ele alınan konşimento bir taşıma senedidir. Deniz yolu taşımacılığında, bir gemiye teslim edilen yükün alındı belgesidir. Gönderici ile taşıyıcı arasında, denizaşırı sevk edilmesi gereken maddeler için makbuz görevi görmektedir. Sevkiyat sürecine dahil olan tarafları, sevk edilen eşyaların tanımını ve yönlendirme detaylarını açıklayan yasal bir sözleşmedir.

  • Deniz Konşimentosu içerisinde; eşyaların durumu, miktarı, teslim edilen yer, varış yeri gibi ayrıntılar yer alır.
  • Taşıyıcı, tüccar, taşeron, mal, konteyner, taşıma, kombine taşımacılık gibi durumları açıkça tanımlar.
  • Taşıması yapılacak olan tarifeyi konteyner ve araç demurajı ile ilgili olarak detaylandırır.

MENŞE ŞAHADETNAMESİ

İthalat-ihracat prosedüründe kullanılan belgelerden olan menşe şahadetnamesi, malların menşe ülkesini belirtir. Bu belgenin düzenlenmesi için başvuru yapması gereken ihracatçıdır. Ülkeden ülkeye göre değişmekle beraber gümrük idaresi, Menşe Şahadetnamesini sağlamaktadır. Gümrük idaresinin belirli bir ürün için istediği Menşe Şahadetnamesi için talep ettiği ve ithalatçının bunu karşılayamadığı durumlarda, mallar piyasaya sürülmez. Menşe Şahadetnamesi, yalnızca Avrupa Birliği dışındaki ülkeler için değil AB içindeki bazı işlemler için de geçerlidir. Tercihli Menşe ve Tercihsiz Menşe olarak ikiye ayrılmaktadır.

Tercihli Menşe Şahadetnamesi: Temel gerekliliği gümrük işlemleri için olan tercihli menşe şahadetnamesi, gümrük memuru tarafından ödenmesi gereken vergilerin belirlenmesi ve ihraç-ithal edilen eşyanın yasa dışı olup olmadığının kontrol edilmesi için kullanılır.

Tercihsiz Menşe Şahadetnamesi: Bazı ülkelerdeki özerk kuruluşlar tarafından verilen belgedir. Üretim alanını tercihli olanla aynı şekilde tanımlar fakat ithalatçı indirimli vergi oranlarını kullanamaz.

Genelleştirilmiş Preferanslar Sisteminin sağladığı tavizli gümrük oranlarından yararlanılması için preferans tanıyan ülkelere yapılacak ihracatta özel bir menşe şahadetnamesi (Form A) düzenlenmesi gerekmektedir. Ülkemiz bu sistem çerçevesinde ABD, Avustralya, Kanada, Japonya, Yeni Zelanda, Rusya Federasyonu preferanslarından yararlanmaktadır.

KONSOLOSLUK FATURASI

İhraç ürününün menşeini belgelemek için malın ihraç edileceği ülkenin konsolosluğu tarafından onaylanan belgedir. Bazı ülkelerin dış ticaret rejimleri, bu ülkelerce ithal edilecek mallar için ithal sırasında gümrük işlemlerine esas teşkil edecek Konsolosluk faturasının ibrazını zorunlu görür.

İsrail, Orta ve Güney Amerika, Suudi Arabistan gibi ülkeler ithal ettikleri malların faturalarının ihraç ülkesindeki Konsolosluklardan onay almasını isterler.

İthalat yapılacak ülkenin İthalat Mevzuatında bu belgenin aranması koşulu varsa, ihracatçı ihracat yapacağı ülkenin Konsolosluğuna gider, oradan alacağı boş fatura formunu doldurur, aynı Konsolosluğa götürüp tasdik ettirir ve ithalatçıya bu faturayı gönderir.

Bu fatura ile malın menşei ve ihraç ülkesi belgelendiği gibi malın ihraç fiyatının cari piyasa fiyatına uygunluğu da ithal ülkesi Konsolosluğunca kontrol edilmiş olur. Böylece damping yapılması engellenmiş olur ve ithalatçı ile ihracatçının anlaşarak ülke dışına döviz kaçırmasının önüne geçilmiş olur.

DOLAŞIM BELGELERİ (A.TR)

A.TR Dolaşım Belgesi, Avrupa Topluluğu ile Türkiye arasındaki Serbest Ticaret Anlaşmasına istinaden Avrupa Topluluğu ülkelerine sanayi ürünü ve işlenmiş tarım ürünleri ihracatı için kullanılır.

Malların menşei önemli olmayıp malların serbest dolaşımda olması esastır. Avrupa Birliği’ne yapılan ihracatta, Katma Protokol gereğince malların gümrük muafiyetinden yararlanabilmesi için “A.TR Dolaşım Belgesi”nin ihracatçı ülke yetkilileri tarafından düzenlenerek gümrük idarelerince vize edilmesi gerekir.

A.TR Dolaşım Belgesi, İhracatçı ülke gümrük idaresince vize edildiği tarihten itibaren dört ay içerisinde ithalatçı ülke gümrük idaresine ibraz edilmesi gerekir.

EUR DOLAŞIM BELGESİ

Eşyanın menşe ülkesini gösteren belgedir. EFTA ülkelerine ihracatta, Avrupa Birliği’ne demir çelik ürünleri (Avrupa Kömür Çelik Topluluğu-AKÇT ürünleri) ihracatında, Türkiye’nin serbest ticaret anlaşmaları imzaladığı ülkelere yapılan ihracatta ve Avrupa Birliği’ne yönelik tarım ürünleri ihracatında kullanılır.

SAĞLIK VE VETERİNER SERTFİKASI

İhracata konu olan malların (özellikle gıda maddelerinin) sağlığa uygun olduğunu belirten yetkili sağlık mercilerince tasdik edilmiş resmî belgelerdir.

KAYNAKÇA

  • https://tw.dimerco.com/Five20Key20International20Shipping20Documents20Five20Key20International20Shipping20documents/
  • https://www.odenlojistik.com/denizyolu-tasimaciligi-belgeleri-nelerdir
  • https://ildizhanture.wixsite.com/ildizhan/single-post/2015/08/05/denizyolu-ta%C5%9F%C4%B1mac%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1nda-kullan%C4%B1lan-belgeler
  • https://seraytrans.com/deniz-yolu-tasimaciligi-belgeleri/
  • MEGEP

Instagram Hesabı‘mızı da takip edebilirsiniz!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*