Lojistikte İş Sağlığı ve Güvenliği

İş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi, iş kazalarının engellenmesi, risklerin belirlenerek minimize edilmesini ifade eder. İşyeri ile ilgili bilgilerin yeterli ve tam olmaması alınacak güvenlik önlemlerinin başarıya ulaşmamasına neden olur. Ayrıca çalışmanın sonraki safhalarında inceleneceği üzere iş güvenliği uygulamalarının birbirini desteklemesi gibi iş kazaları da diğer iş kazalarına yeterli önlem alınmaması halinde neden olabilir. Zira iş kazası sonrası çalışanların dikkat seviyeleri ve verimlilikleri olumsuz yönde etkilenir. Bu da zincirleme bir etkileşimle diğer kazalara neden olabilir. Bu nedenle organizasyonda iş güvenliği tüm çalışanlarca desteklenmeli, herkes sürecin bir parçası olmalıdır. Organizasyonda belirli birimlere hitap eden iş güvenliği sistemleri günümüzde tüm birimler entegre ve birbiri ile etkileşim halinde olduğu için verimli olmamaktadır.

Etkin bir yönetim sistemi ayrıca çalışanların verimliliğini, iş tatminini, moral ve motivasyonunu arttırabilmekte, kanunlara uyumu kolaylaştırmaktadır. İşgücü devrini ve kayıp iş gününün azalmasını sağlayarak ürün kalitesinin artmasına neden olmakta, hatalı ürün üretimini azaltmaya ve kazalara bağlı olarak çevreye verilen zararı en az düzeye indirmeye yardımcı olmaktadır.

Bir lojistik firmasının iş sağlığı ve güvenliği politikası çalışanlarına güvenli ve sağlıklı bir ortam sağlamayı amaç edinmiş ve normal çalışma düzenini engelleyecek her türlü kayıpları, insan veya makine üzerine sonuçlanan kazaları önleme ideali ile çalışmak üzerine şekillendirilmelidir. Firma, çalışanlarına güvenli ve sağlıklı bir iş ortamı oluşturmayı hedeflemeli, bu hedefe ulaşmanın sorumluluğunun yöneticisi ve çalışanları ile herkese ait olduğunu benimsemelidir.

Günümüzün İSG yaklaşımındaki uygulamalar; sürekli gelişme, koşulsuz müşteri memnuniyeti, sıfır hata, çalışan katılımı, toplumsal sorumluluk gibi toplam kalite yönetimi (TKY) felsefesinin öngördüğü temel ilkelerle benzerlik göstermektedir. Çalışanların sürekli eğitilmesi ve bilgilendirilmesi, risk değerlendirmesi yoluyla hata payının azaltılması, çalışan katılımı, uzman görüşünden yararlanma gibi ilkeler bugün artık TKY felsefesindeki mantıkla paralel bir şekilde İSG açısından da önem kazanmaya başlamıştır. Başka bir deyişle, çağdaş yönetim anlayışı doğrultusunda, İSG yaklaşımı artık düzeltici disiplin yaklaşımı anlayışından uzaklaşarak, riski de dikkate alan, modern ve önleyici bir disiplin yaklaşımı haline gelmeye başlamıştır. Bu anlamda bazı araştırmacıların iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemlerini, kalite yönetim sistemleriyle bütünleştirmenin faydalı olacağı görüşünde oldukları görülmektedir.

DEPOLAMA İŞLERİ İLE İLGİLİ YASAL MEVZUAT VE STANDARTLAR

Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği alanında depolarda dikkat edilmesi gereken mevzuat ve standartlar aşağıdaki gibidir;

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu,
  • Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik,
  • İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği,
  • İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemlerine İlişkin Yönetmelik,
  • Sağlık ve Güvenlik İşaretleri Yönetmeliği,
  • Çalışanların Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Korunması Hakkında Yönetmelik,
  • İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği,
  • İşyerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik,
  • Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik,
  • Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik.

İŞ KAZASI İSTATİSTİKLERİNİN İNCELENMESİ

SGK KANALIYLA ALINAN VERİLERİN İNCELENMESİ

Ülkemizde iş kazalarına ilişkin veriler SGK tarafından tutulmaktadır. Tez çalışması kapsamında sektöre ilişkin istatistiki verilerin incelenmesi için SGK istatistiklerine başvurulmuştur. Bu amaçla SGK’nın istatistiki verileri İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (İSGGM) ile paylaştığı İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Bilgi Sistemi (İSG-BS) kullanılmıştır. Ülkemizde lojistikte sektöründe depolama süreçlerinin 52 NACE kodlu “Taşıma İçin Depolama ve Destek Faaliyetleri” başlığı altında incelendiği görülmektedir. Kazalara ilişkin istatistiki verilerin incelenmesi için bu kod altında yer alır. Kazalar sistemde çalışan odaklı tutulmaktadır. Aynı kaza içerisinde yaralanan birden çok kişinin her biri sistemde ayrı bir veri olarak görülmektedir. Buna göre sistemde 2012 senesinden bu yana yaşanan 6 868 kazalıya ilişkin veriler bulunmaktadır. Her bir kazalıya ilişkin 18 farklı veri bulunmaktadır.

VERİLERİN ANALİZ EDİLMESİ

Veriler değerlendirilirken bütün analizler SPSS 22.0 programı ile gerçekleştirilmiş olup değerlendirmeler çapraz tablolar ile yapılmıştır. Bu değerlendirmelerde kategorik değişkenler için dağılımlara ait karşılaştırılmalarda kullanılan ki-kare yönteminden faydalanılmıştır. Anlamlılık sınırı p<0,05 olarak alınmış olup bulguların sunumunda tablo ve grafikler kullanılmıştır.

RİSK DEĞERLENDİRMESİ METODU

Lojistik Faaliyetlerinde Depolama Süreçlerinin İş Sağlığı Ve Güvenliği Risklerinin Değerlendirilmesi konulu tez çalışması kapsamında depolama alanında faaliyet gösteren 3 işyerinin çalışmaları sahada incelenmiş işyerlerine en uygun risk değerlendirme yönteminin seçimi için TS EN 31010 sayılı Risk Yönetimi-Risk Değerlendirme Teknikleri standardı ve diğer kaynaklar incelenerek araştırmalar yapılmıştır.

RİSK DEĞERLENDİRME PLANLAMASI

Planlama aşaması risk değerlendirmesinin sistematik ve kapsamlı bir şekilde yapılmasını sağlamak için gereklidir. Buna ek olarak, planlama risk değerlendirmesi sürecini kolaylaştırır ve hızlandırır. Planlama aşağıdaki faaliyetleri içermelidir:

  • Arka plandaki bilgilerin edinilmesi; önceden vuku bulmuş kazalar, hastalıklar vb,
  • Yönetim kadrosu ile çalışanların taahhüdünü ve katılımını sağlamak,
  • Gerekli eğitimler,
  • İşyerini RD için birimlere/alanlara ayırmak,
  • Her bir birimde/alanda kullanılacak belirli 3T risk değerlendirmesi modüllerini kararlaştırmak,
  • RD yapmak,
  • İyileştirici önlemlerin uygulanması ve izleme faaliyetleri.

Her birimdeki çalışanlar ile potansiyel tehlikeleri tartışmak, geniş yelpazede uzman bilgisine erişilmesini sağlar. Böylece daha etkin bir değerlendirme yöntemi elde edilmiş olur. Çünkü risk değerlendirmesi tüm çalışanları etkilemektedir.

İşyerinde varsa geçmişte yapılan risk değerlendirmesi, ramak kala istatistikleri, çalışanların sağlık gözetimi, malzeme güvenlik bilgi formları gözden geçirilmelidir. Önceden vuku bulmuş kazaları ve meslek hastalıklarını hesaba katmak, çalışmadan doğru sonuçlar elde edilebilmesi açısından önemlidir. Sektöre yönelik kazalar ve hastalıklarla ilgili yayınlar ve bunların önleyici tedbirleri de incelenmelidir.

Risk değerlendirmesi çalışmalarının verimli sonuçlar üretebilmesi için yönetimin de risk değerlendirmesi tartışmalarına aktif olarak katılması lazımdır. Ayrıca yönetim iş güvenliği uzmanlarına, çalışmalarını yürütebilmeleri için yetki vererek, gerekli tedbirlerin alınması için mali destek sağlayarak veya gerekli üretim/süreç değişikliklerine izin vererek çalışmaları desteklemelidir. Çalışanların taahhüdü ise yaptıkları işin esas detaylarını ve inceliklerini başka herkesten daha iyi bildikleri için önemlidir. Eğer çalışanlar işleri ile ilgili riskleri bilirlerse, gerekli önlemlerin uygulanmasına gönüllü olarak katılım göstereceklerdir.

RİSKLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE TEHLİKELERİN KONTROLÜ

Tehlikeler belirlendikten sonra bu tehlikelerden kaynaklanacak kayıp, yaralanma ya da başka zararlı sonuç meydana gelme ihtimalleri yani riskler değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme, işletme kaç bölüme ayrılmışsa her bir bölüm için ayrı ayrı yapılmalıdır. Modülde yer alan her bir madde, ekip olarak ayrı ayrı ele alınmalı; potansiyel iş kazalarıyla meslek hastalıklarının şiddeti ve olasılığı göz önüne alınarak risk puanları hesaplamalıdır. Bazı durumlarda risk değerlendirmesine gerek yoktur. Formlarda “uygulanamaz” veya “evet” olarak belirlenen maddeler, bu maddelerde belirtilen tehlikenin o birim ile ilgili olmadığı veya ortada bu tehlikeyle ilgili risk olmadığı anlamını taşır. Öte yandan, “hayır” ibaresinin bulunduğu maddeler bu tehlikelerle ilgili bir veya daha fazla risk olduğunu belirtir. Ekip bunları ayrıntılı olarak görüşmelidir. Bir tehlikeyi tamamen ortadan kaldıracak kolay ve hızlı uygulanabilir çözümler söz konusu olabilir. Bu, “tehlikeyi ortadan kaldırın” adımına tekabül etmektedir. İlgili önlemler belirlenmeli ve işletme yönetiminin onayına sunulmalıdır. Doğru uygulandığı takdirde bu tedbirler geride hiçbir risk bırakmayacaktır; bir başka deyişle, uygulamadan önce tehlike ile ilgili saptanan kaza veya hastalıkların gerçekleşmesi imkânsız olacaktır.

RİSKLERİN PUANLADIRILMASI

Risk yönetimindeki öncelikleri belirlemek açısından risklere ilgili puanları verebilmek çok önemlidir. Uygun risk puanları verildiğinde, ilk önce hangi tehlike veya tehlikelerin ele alınması, hangi kontrol önlemlerinin uygulanması ve her biri için ne kadar bütçe ayrılması gerektiği gibi soruları cevaplamak daha kolay olacaktır.

Risk değerlendirmesi, işyerinde birbiri ile alakası bulunmayan ve karşılaştırılamaz gözüken birçok risk için etkili bir kıyaslama yöntemi sağlamaktadır. Burada zorluk, riskin iki temel bileşeni bulunmasıdır; şiddet ve olasılık. Bazı kazaların olma olasılığı daha fazlayken, sonuçları daha az şiddetli; bazılarının da olma olasılığı düşükken sonuçları daha şiddetli olabilir. 3T risk matrisi bu sorun için etkili bir çözüm sağlamaktadır.

Yaralanma ve hastalıkların şiddetlerine göre ayrılarak sınıflandırılması basit denebilecek bir işlemdir.

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİN AMACI

İSG’nin hedefi; işyerlerinde işin yapılması esnasında meydana gelen olumsuz etkenlerden işçiyi korumak, üretimin devamını, işletmenin ve üretimin güvenliğini sağlamak ve verimliliği artırmak sebebiyle gerçekleştirilen çalışmaları kapsamaktadır.

Çalışanları korumak: İş sağlığı ve iş güvenliği çalışmalarının öncelikli amacıdır. Çalışanları işyerinin olumlu olmayan tesirlerinden korumak, rahat ve güvenli bir platformda çalışmalarını sağlamak, başka bir deyişle işçilerin iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı koruyarak beden ve ruh tamamiyetini sağlanması hedeflenmektedir.

Üretim güvenliğini sağlamak: İşyerinde üretim güvenliğinin sağlanması paralel olarak verimin yükselmesini sağlayacağından bilhassa ekonomik yönden önemlidir. İşyerinde çalışan kişilerin korunmasıyla meslek hastalıkları ve iş kazaları sonucu meydana gelen iş günü ve iş gücü kayıpları düşecektir. Üretim korunacak, daha sağlıklı ve daha güvenli çalışma ortamının kişiye yansıttığı güvenle iş veriminde yükselme görülecektir.

İşletme güvenliğini sağlamak: İşyerinde alınacak önlemler ile iş kazalarından veya güvensiz ve sağlıksız çalışma koşullarından ötürü meydana gelebilecek makine arızaları ve devre dışı kalmaları, patlama olayları, yangın gibi işyerini tehlikeye sokacak vaziyetler ortadan kalkacağın dan işletme güvene alınmış olur.

İŞ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİNİN ÖNEMİ

İŞVERENLER İÇİN ÖNEMLİ

İşletmede bir işçinin rahatsızlığı, işçinin kendisine veya ailesine tesir olmakla beraber işveren yönünden de önemli tesirleri bulunmaktadır. İşçilerin, sağlık problemleri iş akış şekline tesir ederek üretimde ekonomik yönden kayıplara neden olmaktadır. Çalışma yerinde iş gören sağlığının korunmasına yönelik önlemlerin alınmasıyla, doğabilecek zararlar minimuma indirilir; böylelikle verimlilik yükseltilir ve maliyet etkinlik sağlanır. İşçi sağlığı için alınan önlemler maliyetlerin azalmasını ve ürün seviyesinde yükselişi, işçi sağlığının sürekliliği ise işyerindeki üretim ve verimliliğin artmasını sağlar.

İşverenler açısından, iş sağlığı ve iş güvenliğinin çeşitli açılardan önemi söz konusudur. Öncelikle meslek hastalıkları ile kazalar işverenler açısından ekonomik anlamda önemli bir etkendir. Olası kaza, yaralanma ve hastalıkların işverene maliyeti; iki çeşit olabilir (direkt ve endirekt maliyetler). Direkt olanlar; makine ve ekipmanların arızası, çalışan tazminat ödemeleri, ilkyardım harcamaları ve diğer sağlık giderleri, ilaç ve tedavi harcamalarıyla sosyal yardım giderleridir. Dolaylı maliyetler ise kaybedilen iş gücü, kaybedilen iş günü ve kaybedilen üretimdir.

İŞ GÖRENLER AÇISINDAN ÖNEMİ

Sağlık ve güvenlik işçiler açısından büyük ehemmiyete sahiptir. İşletme kaynaklı kazalar ve hastalıklar; yaralanmalara, sakatlıklara ya da ölümlere neden olabilmektedir. Bu problemler ile yüz yüze gelen işçiler, iş güçlerini sürekli veya belirli bir zaman yitirmek durumuyla karşılaşırlar. Böyle oluşan bir kayıpsa ücret gelirinin hepsinin ya da birazının, sürekli veya belirli bir zaman için yitirmesi demektir. Bilhassa asgari ücret ile çalışan ve düşük sosyoekonomik topluluktaki işçiler ve aileleri için bu kayıplar muhakkak çok daha zor bir vaziyet halini alacaktır.

Güvenli ve sürekli bir çalışmanın yapılmasıyla işçilerin sağlığının en üst seviyede korunması için, ülkelerin alakalı kurumlarıyla, alakalı kişilerinin çözüm getirmek zorunluluğunda oldukları konuların önceliğini, bu konu oluşturmaktadır. Çalışma ortamlarının sağlık ve güvenliğinin temini; işverenlerin, işçilerin ve tüm devlet hükümetlerinin ortak sorunu olmalıdır. Çözüm amaçlı girişimler buna rağmen tam anlamıyla işlerlik kazanmış değildir.

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİN FAYDALARI

İş sağlığı ve güvenliğinin bizlere olumlu sağladığı sonuçları iki başlık altında tetkik etmek doğru olacaktır. Bunlar;

  1. Toplumsal Faydaları
  2. Ekonomik Faydaları

TOPLUMSAL FAYDALARI

Globalleşmeyle beraber üretim şekillerinde farklılıklar meydana çıkmış ve bu farklılıkların aynısı sosyal hayatımızda da yer almaya başlamıştır. Üretimin değişmesiyle birlikte toplumda maddi güç ve yapı değişmiş bu değişim beraberinde statü farklılıklarına da sebep olmuştur. İşçiler ve işverenler arasında maddi farklılıklar meydana gelmiş, toplumsal eşitsizlikler insanlar arasında ciddi problemler rol almıştır. İşte burada da iş sağlığı ve güvenliğinin tatbik edilebilmesi toplumsal bir huzur ortamının oluşması ve süreklilik kazanması içinde büyük değer taşımaktadır. Modern ve gelişmiş toplumlarda bireyler kişisel kazanım dışında yer aldıkları coğrafyadaki diğer kişilerinde kazanımlarını göz önünde almamalıdır.

EKONOMİK FAYDALARI

İşveren maliyet analizi yaparken önceliği uzun vade de getirileri düşünerek yapmalı, kısa vade de getiri gibi görünen ama işletmeye büyük zarar olarak geri dönen giderleri bilinçli olarak uzun vadeye yansıtmalıdır. İşveren iş ahlakı gereği düşünerek iş sağlığı ve güvenliğini tatbik ederken bir de insani ve vicdani bir boyutta konuyu da irdelemelidir. İşçi her bir kişiyi en az kendi işletmesi, sağlığı, kazancını düşündüğü kadar düşünmeli, onların da yararlarını ve maddi manevi kazanç ve kayıplarını da hesaba katmalıdır. Bu düşünceye bağlı kalan her işveren yasal durumlarını da yerine getiriyor olacaktır (Demirbilek, 1999).

İşçinin motivasyonu için de bireylerin her türlü çıkarını gözeten bir işveren modeli olumlu yönde büyük etkiye sahiptir. Milenyum çağının başlamasıyla birlikte iş sağlığı ve güvenliğine gösterilen ehemmiyet iyice belirginleşmeye başlamıştır. Hızla gelişen ve büyüyen sanayileşme, ilerleme savaşları ile beraber verimlilik ve üretim kavramlarına ilişkin çalışmalar başlatılmıştır. Bununla birlikte verim, üretim, güç ve kazanç politikaları uygun çalışma koşullarına ihtiyaç duyulmasına ve işletmelerin bu yönlü hizmet vermek uğruna çaba göstermesine ortam hazırlamıştır.

İncelemeler gösteriyor ki yaşanan iş kazalarının %98’i gibi tamamına yakını önlenebilir sebepler nedeniyle yaşanmaktadır. Bu demek oluyor ki tedbir alındığı zaman yaşanan iş kazalarının %98’i ortadan kalkmış olacaktır. Ama işletmeler arasında var olmaya devam eden rekabette piyasa da yer almak ve yok olmak istemeyen ufak ve orta ölçekli işletmeler maliyetini azaltmak adına işe ilk olarak iş sağlığı ve güvenliği maliyetlerini indirgemekle başlamaktadır.

Ekonomik kriz zamanlarında daha fazla yaşanan bu tutumlarından dolayı işçiler, ya tedbirsiz bir iş platformunda çalışmak ya da işsiz kalmak gerçekleriyle karşı karşıya kalmaktadır. İşçiler karşı karşıya kaldıkları bu durum sonucunda kötünün iyisi olan tedbirsiz iş ortamını tercih etmek durumunda kalmakta; bu da yanı sıra iş kazalarına ve meslek hastalıklarına sebep olmaktadır. Teknolojideki sürekli değişim, hemen hemen her alanda da iyileştirmeler sağlamıştır. Bu nedenle, sosyal yaşamın kalitesinde bir artış olmuştur. Bununla birlikte, kaydedilen gelişmelerle çelişen iş kazaları ve meslek hastalıklarında bir artış vardır. Bu durumun temel nedeni, emek yoğun üretimin gelişmiş ülkelerden gelişmemiş ülkelere girmesidir.

Gelişmekte ve gelişmiş olan ülkelerde ciddi bir teknoloji artışı yer almış ancak gelişmemiş ülkeler için aynı durum söz konusu değildir. Gelişmiş ülkeler en son teknolojiler ile üretimlerini gerçekleştirirken, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının minimize edilmesi için gerekli tedbirleri almaktadır. Gelişmemiş ülkelerde ise bu önlemler yeterli seviyede değildir. Öyle ki gelişmemiş ülkelerde artan 11 emek yoğun üretim kolları ile birlikte çalışan sayısının artması yaşanan iş kazası ve meslek hastalıkları riskini de arttırıcı pozisyondadır (Demirbilek, 1999: 21). Dünya Sağlık Örgütü’nün yayınladığı olduğu rapora göre dünyadaki mevcut 3 milyarın üzerindeki çalışandan, yaklaşık %80’inden fazlası temel iş sağlığı hizmetlerinden faydalanmamaktadır. Dünya Sağlık 21 Örgütü ve Uluslararası Çalışma Örgütü bu durumun üzerinde durarak toplum bilincini ve kamusal yaptırımlarını arttırmaya çalışmaktadır (Demirbilek, 1999: 21).

KAYNAKÇA

  • dovız.com
  • dergipark.org.tr
  • acikbilim.yok.gov.tr
  • csgb.gov.tr

Instagram Hesabı‘mızı da takip edebilirsiniz!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*